Pterjium (Gözde Et Yürümesi): Nedenleri, Belirtileri ve Güncel Tedavi Yöntemleri
Göz sağlığı, yaşam kalitesini belirleyen en temel faktörlerden biridir. Ancak güneş ışınlarına uzun süre maruz kalma, tozlu ortamlar ve genetik yatkınlık gibi faktörler, gözün beyaz kısmı ile renkli kısmı arasında istenmeyen doku büyümelerine yol açabilir. Tıp literatüründe Pterjium (Pterygium) olarak adlandırılan, halk arasında ise yaygın olarak "gözde et yürümesi" veya "gözde kuş kanadı" şeklinde bilinen bu rahatsızlık, hem estetik kaygılara hem de ciddi görme problemlerine neden olabilen ilerleyici bir durumdur. Pendik’te "A Tipi" tıp merkezi standartlarında hizmet veren Özel Sistem Göz Tıp Merkezi olarak, bu hastalığın tanı ve tedavisinde en güncel mikrocerrahi yöntemleri kullanıyor, hastalarımızın göz sağlığını korumayı hedefliyoruz.
Pterjium, genellikle gözün beyaz tabakası olan konjonktivadan başlayıp, saydam tabaka olan korneaya doğru ilerleyen damarlı bir doku büyümesidir. Başlangıç aşamasında sadece kızarıklık ve yanma ile kendini gösterse de, ilerleyen dönemlerde korneayı çekerek astigmata yol açabilir veya görme aksını kapatarak kalıcı görme kaybı riski oluşturabilir. Bu nedenle, gözünüzde büyüyen bir et parçası veya geçmeyen bir kızarıklık fark ettiğinizde, vakit kaybetmeden uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşır.
Pterjium Nedir?
Pterjium, gözün dış zarının (konjonktiva) aşırı büyüyerek ve kalınlaşarak kornea üzerine yürümesi durumudur. Genellikle burun tarafındaki göz beyazından başlayarak göz bebeğine doğru üçgenimsi, kanat benzeri bir şekil alarak ilerler. Kelime kökeni Yunanca "küçük kanat" anlamına gelen "pterygos"tan türetilmiştir.
Bu doku büyümesi iyi huylu (kanserli olmayan) bir yapıdadır; ancak bu durum, göze zarar vermeyeceği anlamına gelmez. Pterjium aktif (ilerleyici) veya inaktif (durağan) olabilir. Aktif dönemde doku oldukça kızarık, kabarık ve etli bir görünüme sahiptir. Hastalar bu süreçte sık sık batma, yanma, yabancı cisim hissi ve sulanma şikayeti yaşarlar. İlerlemiş vakalarda ise doku, gözün şeffaf tabakasını kaplayarak görüşü fiziksel olarak engellemeye başlar.
Pterjium Neden Oluşur?
Pterjium oluşumunda tek bir nedenden bahsetmek mümkün olmasa da, çevresel faktörlerin genetik yatkınlıkla birleşmesi en büyük etkendir. Yapılan araştırmalar, hastalığın oluşumunda en büyük rolü Ultraviyole (UV) ışınlarının oynadığını göstermektedir. Pterjiumun nedenleri ve risk faktörleri şunlardır:
- Güneş Işığına Maruz Kalma: Açık havada çalışanlar (çiftçiler, denizciler, inşaat işçileri) ve güneş gözlüğü kullanma alışkanlığı olmayan bireylerde görülme sıklığı çok daha yüksektir.
- Kuru ve Tozlu Ortamlar: Rüzgar, toz, kum ve kimyasal partiküllerin bulunduğu ortamlarda yaşamak, göz yüzeyini sürekli tahriş ederek doku büyümesini tetikleyebilir.
- Göz Kuruluğu: Kronik göz kuruluğu olan kişilerde, göz yüzeyinin yeterince nemlenememesi sürtünmeyi artırarak pterjium gelişimine zemin hazırlayabilir.
- Genetik Yatkınlık: Ailesinde gözde et yürümesi öyküsü olan bireylerin bu hastalığa yakalanma riski daha yüksektir.
- Coğrafi Konum: Ekvatora yakın, güneşli ve sıcak iklim kuşaklarında yaşayan toplumlarda hastalık daha yaygın görülür.
Hangi Durumlarda Tedavi Edilir?
Her pterjium vakası anında cerrahi müdahale gerektirmeyebilir. Başlangıç aşamasında, doku çok küçükse ve hastada ciddi bir şikâyet yaratmıyorsa, doktorunuz güneş gözlüğü kullanımı ve suni gözyaşı damlaları ile takip önerebilir. Ancak pterjium tedavisi şu durumlarda kaçınılmaz hale gelir:
- Görme Kaybı Riski: Doku, göz bebeğine (pupilla) çok yaklaşmışsa veya üzerini kapatıyorsa.
- Astigmatizma: Et dokusu korneayı çekerek şeklini bozuyor ve yüksek dereceli astigmata (görüntüde bulanıklık ve çarpılma) neden oluyorsa.
- Kronik İritasyon: Damla tedavisine rağmen geçmeyen kızarıklık, batma ve yanma hissi hastanın yaşam kalitesini düşürüyorsa.
- Kontakt Lens Kullanımı: Pterjium dokusu kabarık olduğu için kontakt lens takmayı engelliyorsa.
- Kozmetik Kaygılar: Gözdeki belirgin kızarıklık ve etli görünüm hastayı sosyal açıdan rahatsız ediyorsa cerrahi planlanır.
Pterjium Ameliyatı Nasıl Uygulanır?
Pterjiumun kesin ve kalıcı tedavisi cerrahidir. Özel Sistem Göz Tıp Merkezi’nde uyguladığımız pterjium ameliyatı, hastalığın en büyük sorunu olan "tekrarlama" (nüks) riskini en aza indirmeyi hedefleyen mikrocerrahi tekniklerle yapılır.
Geçmişte uygulanan basit kesip çıkarma yöntemlerinde hastalığın nüks etme oranı %50'lere kadar çıkabiliyordu. Günümüzde ise altın standart olarak kabul edilen "Otogreftli Pterjium Cerrahisi" uygulanmaktadır. Bu yöntemin aşamaları şöyledir:
- Anestezi: İşlem lokal anestezi (damla veya küçük bir enjeksiyon) altında yapılır. Hasta ağrı hissetmez.
- Dokunun Çıkarılması: Kornea üzerine yürümüş olan hastalıklı pterjium dokusu, mikrocerrahi aletlerle dikkatlice temizlenir. Kornea yüzeyi pürüzsüz hale getirilir.
- Otogreft Transferi: Hastalığın tekrarlamasını önlemek için, hastanın kendi gözünün üst kapak altında kalan sağlıklı konjonktiva dokusundan küçük bir parça (greft) alınır.
- Yamama İşlemi: Alınan bu sağlıklı doku, pterjiumun çıkarıldığı boş alana transfer edilir. Bu işlem, dikişli (sütürlü) veya doku yapıştırıcısı (fibrin yapıştırıcı) kullanılarak gerçekleştirilebilir. Doku yapıştırıcısı kullanımı, ameliyat süresini kısaltır ve dikiş batması hissini ortadan kaldırarak hasta konforunu artırır.
Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci
Pterjium cerrahisi sonrası iyileşme süreci genellikle hızlıdır, ancak hastanın dikkat etmesi gereken önemli noktalar vardır. Ameliyattan sonraki süreç genel hatlarıyla şöyledir:
- İlk 24 Saat: Göz genellikle bir bandajla kapatılır. Anestezinin etkisi geçtikten sonra hafif bir ağrı, batma ve sulanma hissedilmesi normaldir. Ağrı kesicilerle bu durum kontrol altına alınabilir.
- İlk Hafta: Ertesi gün yapılan kontrolde bandaj açılır. Gözde kızarıklık olması beklenen bir durumdur. Hekiminizin verdiği antibiyotikli ve kortizonlu damlaların düzenli kullanımı enfeksiyonu önlemek ve iyileşmeyi hızlandırmak için şarttır.
- Dikişler: Eğer kendiliğinden erimeyen dikiş kullanıldıysa, genellikle ameliyattan 1 hafta - 10 gün sonra alınır. Doku yapıştırıcısı kullanıldıysa dikiş alma işlemine gerek yoktur.
- Sosyal Hayat: Hastalar genellikle birkaç gün içinde işlerine dönebilirler. Ancak tozlu ortamlardan kaçınmak ve göze su değdirmemek gerekir.
Tekrarlama Riski ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Pterjium cerrahisinde hastaların en çok endişe ettiği konu hastalığın nüks etmesidir. Göz beyazında et oluşumunun tekrarlama riski, otogreftli yöntem kullanıldığında oldukça düşüktür (%5'in altı). Ancak risk hiçbir zaman sıfır değildir. Tekrarlama riskini en aza indirmek için şunlara dikkat edilmelidir:
- Güneşten Korunma: Ameliyat sonrası ve hayatın geri kalanında UV korumalı güneş gözlüğü kullanımı, hastalığın tekrar etmesini önleyen en önemli faktördür.
- İlaç Uyumu: Ameliyat sonrası kortizonlu damlaların doktorun önerdiği doz ve sürede kullanılması, doku iyileşmesini düzenler ve nüksü baskılar.
- Göz Kuruluğu Tedavisi: Göz kuruluğu varsa suni gözyaşı damlaları ile göz yüzeyinin nemli tutulması gerekir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Gözünüzde kızarıklıkla başlayan ve korneaya doğru ilerleyen bir doku fark ederseniz, beklemeden bir göz hekimine başvurmalısınız. Erken evrede yakalanan pterjiumlar takip edilebilirken, ilerlemiş vakalar korneada kalıcı lekelere (bazen ameliyatla bile düzelmeyen) neden olabilir. Ayrıca ameliyat sonrasında;
- Şiddetli ve geçmeyen ağrı,
- Görme keskinliğinde ani azalma,
- Gözden cerahatli akıntı gelmesi
gibi durumlar gelişirse acilen doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Özel Sistem Göz Tıp Merkezi olarak, deneyimli kadromuz ve modern cerrahi tekniklerimizle göz sağlığınızı korumak için yanınızdayız.
Pterjium Hakkında Bilgi Alın
Pterjium tedavisi ve göz sağlığı hizmetleri hakkında detaylı bilgi almak için Özel Sistem Göz Tıp Merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.